Atatürk Ziyaretçi Defteri, Atatürk Şiirleri, Atatürk'ün hayatı, Atatürk İlkeleri, Atatürk
Atatürk Şiirleri, Atatürk'ün hayatı, Atatürk İlkeleri, Atatürk

Gençliğe Hitabe’nin 82. Yılı

Kasım 1st 2009 Fotoğraflar, Genel

Gençliğe Hitabe’nin 82. Yılı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Büyük Nutuk”un sonunda okuduğu “Gençliğe Hitabesi”nin yıldönümü, Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen etkinliklerle kutlandı
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürkün 15 Ekim 1927 günü okumaya başladığı Nutku’nu 20 Ekim’de “Gençliği Hitabe” ile bitirmişti. Bir ulusun kurtuluş mücadelesinin anlatıldığı büyük nutkun ardından okunan Gençliğe Hitabe’nin 82. yılında Çankaya Belediyesi ve Atatürkçü Düşünce Derneği, 20 Ekim’i “Gençliğe Hitabe Günü” olarak etkinliklerle kutladı. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla başlayan etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla devam etti. Açış konuşmasını Atatürkçü Düşünce Derneği Gençlik Kolları Başkanı Öner Tanık, ADD Genel Sekreteri İzzet Polat Ararat yaptı. ADD Gençlik Kolları Sekreteri Onur Toka’nın yönetttiği panele ise CHP Gençlik Kolları Genel Saymanı Umut Tunç, DSP Genel Merkezi Gençlik Kolları Temsilcisi Seyit Tosun, İşçi Partisi Öncü Gençlik Başkanı Tunç Akkoç ve YP Gençlik Kolları Başkanı Serdar Hoş katıldı.

O Tarihi Gün…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1927 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 2. Kongresinde 15 Ekim’de başlayıp 20 Ekim’de sona erdirdiği 36.5 saat süren büyük nutkunda, geçmişi anlatıp aynı zamanda gelecekte düşebileceğimiz tehlikeleri önceden sezmemiz için bize yol göstermiştir. Atatürk Kongre’de büyük heyecan yaratan ve bir tarihi irdeleyen nutkuna şu sözlerle başlamıştır:
“1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:
Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa ’nın başkanlığındaki hükûmet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı. Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…” İşgal altındaki bir ulusun tüm imkansızlıklara rağmen kurtulmasına önderlik eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk yazdığı Nutuk’un hedefi; ulusal bağımsızlığın hangi koşullar altında, hangi zorluklar aşılarak kazanıldığını, bu uğurda verilen mücadelelerin ruhunu gelecek nesillere aktarmaktır.

Ulusu Gençlere Emanet Etti
Atatürk bu büyük eserini, Cumhuriyeti emanet ettiği gençlere verdiği önemi belirten ve onlara yol gösteren Gençliğe Hitabe ile bitirmiştir. Büyük Nutuk’un bir özeti niteliğindeki Gençliğe Hitabe’de bugün içinde bulunduğumuz koşullar da göz önüne alınırsa, Atatürk’ün sadece o günü değil, çok daha ileriyi gördüğü bir kez daha anlaşılmaktadır…

Atatürk’ten Gençlere Öğüt
Birçok tarihçi ve edebiyat uzmanı tarafından, sadece içeriği ve siyasal-tarihsel önemi değil, edebi değeri ve hitabet sanatı içindeki yeri itibarıyla da bir “şaheser” olarak tanımlanan Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi şöyle:

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet’ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!”




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Atatürk’ün Rize İle Olan Bağı

Atatürk’ün Rize İle Olan Bağı
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder M. Kemal Atatürk, 1923 yılında Rizeli oldu. Kendisine hemşerilik teklifinde bulunan Rizelilerin isteğini olumlu karşılayan Atatürk, Rize Livası İdare Meclisi üyelerinden Hüseyin Bey ve arkadaşlarına gönderdiği yazıyla Rizeli oldu.
Atatürk’ün Rize ve Rizelilerle tanışıklığı çok eskilere dayanır. Kurtuluş savaşı yıllarında Kuvayi Milliyeciler’e takalarıyla silah taşıyan denizci Laz [...]

Atatürk’ün Rize İle Olan BağıÖnceki Yazılar

Atatürk’ün Ardahan’daki Silüeti

Atatürk’ün Ardahan’daki Silüeti

Ardahan’ın Damal ilçesinde Karadağ sırtlarına her yıl yansıyan Atatürk silüeti bu yıl da görünmeye başladı.

Damal ilçesine bağlı Yukarı Gündeş köyü Karadağ sırtlarına her yıl 15 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında 17.55-18.10 saatlerinde izlenebilen Atatürk silüetini görmeye gelenler, bu doğa mucizesi karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar.
Silüeti izlemeye gelenler hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor.

SİLÜETİN İLK ORTAYA [...]

Atatürk’ün Ardahan’daki SilüetiSonraki Yazılar

Bağlantılar