<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk Ziyaretçi Defteri, Atatürk Şiirleri, Atatürk&#039;ün hayatı, Atatürk İlkeleri, Atatürk</title>
	<atom:link href="http://www.ataturke.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ataturke.com</link>
	<description>Atatürk Şiirleri, Atatürk&#039;ün hayatı, Atatürk İlkeleri, Atatürk</description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Feb 2010 01:06:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Atatürk ve Çılgın Türkler</title>
		<link>http://www.ataturke.com/ataturk-ve-cilgin-turkler.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/ataturk-ve-cilgin-turkler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 01:06:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[atam]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[başımızda]]></category>
		<category><![CDATA[çılgın türkler]]></category>
		<category><![CDATA[düşman]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1343</guid>
		<description><![CDATA[Atam, sen bizleri bırakıp uzaklara gittikten sonra bu ülkenin başına geçenler bir türlü Türkiyenin sorunlarını düzeltemediler. Düzeltememekle birlikte birde bir sürü sorun çıkıyor sürekli. Sen olsaydın Türkiye&#8217;de sorun kalmazdı, hiç bir sorun kalmazdı. Keşke hep sen olsaydın.  Sen olsan dünyanın en büyük ülkesi biz olurduk bundan hiç şüphem bile yok.Hiç bir ülke bize karşı olamazdı. Zaten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atam, sen bizleri bırakıp uzaklara gittikten sonra bu ülkenin başına geçenler bir türlü Türkiyenin sorunlarını düzeltemediler. Düzeltememekle birlikte birde bir sürü sorun çıkıyor sürekli. Sen olsaydın Türkiye&#8217;de sorun kalmazdı, hiç bir sorun kalmazdı. Keşke hep sen olsaydın.  Sen olsan dünyanın en büyük ülkesi biz olurduk bundan hiç şüphem bile yok.Hiç bir ülke bize karşı olamazdı. Zaten biz Türklerin çılgınlığından tüm dünya korkuyor savaşmaya cesaret edemiyorlar, birde sen olsan korkularından hiç bir zaman bize ve inançlarımıza dil uzatamazlardı.</p>
<p>Seni seviyoruz Atatürk canım Atam&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/ataturk-ve-cilgin-turkler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Türkiye&#8217;ye liderlik yapmasaydı ?</title>
		<link>http://www.ataturke.com/ataturk-turkiyeye-liderlik-yapmasaydi.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/ataturk-turkiyeye-liderlik-yapmasaydi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 02:46:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[düşman]]></category>
		<category><![CDATA[esir]]></category>
		<category><![CDATA[lider]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı ülkeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1341</guid>
		<description><![CDATA[Şuan günümüzde halen daha Atamızın yıllar önce yapmış olduğu ana yasayı kullanıyoruz, Halen daha Atamızın getirdiği modern Türkiye ile yaşıyoruz, Halen daha onun kazandığı savaşlardan bahsediyoruz&#8230;
Ya Atatürk hiç gelmemiş olsaydı ?
Bunu hiç düşünemiyorum bile, eğer Atatürk olmasaydı şuan biz türkler kim bilir ne halde olurduk. Ya müslüman olmazdık, ya başka ülkelerin esiri durumunda olurduk. Bizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şuan günümüzde halen daha Atamızın yıllar önce yapmış olduğu ana yasayı kullanıyoruz, Halen daha Atamızın getirdiği modern Türkiye ile yaşıyoruz, Halen daha onun kazandığı savaşlardan bahsediyoruz&#8230;</p>
<p>Ya Atatürk hiç gelmemiş olsaydı ?</p>
<p>Bunu hiç düşünemiyorum bile, eğer Atatürk olmasaydı şuan biz türkler kim bilir ne halde olurduk. Ya müslüman olmazdık, ya başka ülkelerin esiri durumunda olurduk. Bizi sömürmeyen ülke kalmazdı. İyi ki Atatürk gibi bir liderimiz geldi ve Türkiye&#8217;yi iyi duruma getirdi. Eğer olmasaydı şuan belkide maden ocaklarında yabancı ülkeler için esir olarak çalışıyorduk, yada daha kötüsü&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/ataturk-turkiyeye-liderlik-yapmasaydi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk ülkemizin başında olsaydı</title>
		<link>http://www.ataturke.com/ataturk-ulkemizin-basinda-olsaydi.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/ataturk-ulkemizin-basinda-olsaydi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 15:33:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[uygar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1339</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk şuan ülkemizin başında olmuş olsaydı Türkiye dünyada 1. ülke olurdu. En gelişmiş, en uygar, en zengin ülke biz olurduk. Atamız zor günler ve ülke imkanlarının kısıtlı olduğu zamanlarda bile hep mucizeler yapmıştır.
Ama ne yazık ki bu dünyada iyiler fazla yaşamıyor. Atamızı gönlümüzde yaşatıyoruz..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk şuan ülkemizin başında olmuş olsaydı Türkiye dünyada 1. ülke olurdu. En gelişmiş, en uygar, en zengin ülke biz olurduk. Atamız zor günler ve ülke imkanlarının kısıtlı olduğu zamanlarda bile hep mucizeler yapmıştır.</p>
<p>Ama ne yazık ki bu dünyada iyiler fazla yaşamıyor. Atamızı gönlümüzde yaşatıyoruz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/ataturk-ulkemizin-basinda-olsaydi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Türkler</title>
		<link>http://www.ataturke.com/ataturk-ve-turkler.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/ataturk-ve-turkler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 03:33:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dökümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[lider]]></category>
		<category><![CDATA[merhamet]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1336</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk türk milletinin lideriydi. Vatanımız bir çok zorluğu Atamız sayesinde aşmıştır. Biz Türklerin kanında çılgınlık olmasıyla Atamızında önderliğinde bir çok savaşa girilmiş ve düşmanların bizden sayıca ve silah bakımından üstün olmalarına rağmen bu savaşlardan zafer kazanılmıştır. Çünkü bizim atalarımız ölümden korkmayan, içlerinde sadece Allah korkusu olan kişilerdi. Her ne olursa olsun esir aldıkları düşman askerlerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk türk milletinin lideriydi. Vatanımız bir çok zorluğu Atamız sayesinde aşmıştır. Biz Türklerin kanında çılgınlık olmasıyla Atamızında önderliğinde bir çok savaşa girilmiş ve düşmanların bizden sayıca ve silah bakımından üstün olmalarına rağmen bu savaşlardan zafer kazanılmıştır. Çünkü bizim atalarımız ölümden korkmayan, içlerinde sadece Allah korkusu olan kişilerdi. Her ne olursa olsun esir aldıkları düşman askerlerine bile her zaman iyi davranmışlar onlara asla işkence yapmamışlardır. 1 lokma ekmeklerini bile esir düşman askerleriyle paylaşmış ve böylece Türk insanının gerçekliğini o zor durumlarda bile göstermişlerdir.</p>
<p>Şehitlerimizi rahmetle anıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/ataturk-ve-turkler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Ahlaki Kimliği</title>
		<link>http://www.ataturke.com/ataturkun-ahlaki-kimligi.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/ataturkun-ahlaki-kimligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 02:21:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Ahlaki Kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1331</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün Ahlaki Kimliği


Atatürk, sadece siyaset adamlığı ve askeri kişiliğiyle değil, aynı zamanda ahlaki kimliği ile Türk Milleti&#8217;nin önünde çok güzel bir örnektir. Ulu Önder Atatürk, İslam ahlakıyla ahlaklanmış, tam bir Osmanlı beyefendisidir.
İnsanlara karşı son derece müşfik ve hoşgörülü olan Atatürk&#8217;ün yüreği, millet ve insan sevgisiyle doludur. Onu tanıyanlar her zaman bitmek bilmeyen sabrını, fedakarlığını, insan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">Atatürk&#8217;ün Ahlaki Kimliği</span></h2>
<p><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></p>
<p>Atatürk, sadece siyaset adamlığı ve askeri kişiliğiyle değil, aynı zamanda ahlaki kimliği ile Türk Milleti&#8217;nin önünde çok güzel bir örnektir. Ulu Önder Atatürk, İslam ahlakıyla ahlaklanmış, tam bir Osmanlı beyefendisidir.</p>
<p>İnsanlara karşı son derece müşfik ve hoşgörülü olan Atatürk&#8217;ün yüreği, millet ve insan sevgisiyle doludur. Onu tanıyanlar her zaman bitmek bilmeyen sabrını, fedakarlığını, insan sevgisini takdir etmiş ve medeni kişiliğini gıpta ile izlemişlerdir. Cemiyet hayatına düşkünlüğü, sosyal ilişkilerdeki başarısı ve candan konuşmaları ile tanınan Atamızın tüm bu özellikleri, aslında onun güzel ahlakının bir yansımasıdır. Büyük Önder, yaşadığı zor şartlarda bile bu kişiliğinden taviz vermemiş her zaman çevresindekilere neşe, canlılık ve moral vererek kendisini tanıyan her insanın kalbinde çok önemli bir yer edinmiştir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün güzel ahlakı, Türk Milleti için her ne pahasına olursa olsun hizmeti kendine ilke edinmesinden ve bu uğurda hiçbir özveriden kaçınmamasından anlaşılmaktadır. Fedakarlık için asıl önemli olanın ulusun ve vatanın esenliğini ve güvenliğini sağlamak olduğuna inanan Atatürk gerekirse bu uğurda canını bile feda edeceğini söylemiştir:</p>
<p>&#8220;Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.</p>
<p>Ahlakı ile de her zaman Müslüman Türk halkına örnek olan Atatürk son derece merhametli, şefkatli ve bağışlayıcı bir yapıya sahipti. Yakın çevresinden bir dostu Mustafa Kemal&#8217;i şu sözlerle anlatmıştır:</p>
<p>&#8220;Duruma göre esnek davranmasını bilir, kimseye asla kin tutmaz, ne kadar kızarsa kızsın bir zaman sonra onu affeder, olanları unuturdu. Bu yüzden çevresindeki bir çokları zaman zaman gözden düşer, sonra yeniden affedilir, eski yerini alırdı.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ahlakında ailesinin muhafazakar ve manevi değerlerine bağlı olmasının çok büyük rolü olmuştur. Çocukluğunde iyi bir aile terbiyesi görmüştü. İlk din eğitimini annesi Zübeyde Hanım&#8217;dan almış ve yine dindarlığıyla tanınan babası Ali Rıza Bey&#8217;in güzel ahlakından da etkilenmiştir. Mazbut bir ortamda büyüyen Mustafa Kemal çevresinde, küçük yaşlardan itibaren efendiliği ve candanlığıyla tanınmıştır.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ilişkilerinde saygı ve sevgi esas olmuştu. Ve Mustafa Kemal insana her zaman hak ettiği değeri vermişti. Kalbi milletinin bireylerine karşı sevgi ile dolu olan Atatürk her zaman, &#8220;Millet sevgisi kadar büyük bir mükafat yoktur&#8221;  derdi. Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün en önemli özelliklerinden biri, çevresiyle olan insan ilişkilerini hep yumuşak, sıcak ve içten tutmuş olmasıdır. Herkese sevgi ve iyi niyetle yaklaşır, her an yardımseverliğini ön planda tutmaya çalışırdı. Çevresinin kalabalık olmasından çok hoşlanır, devlet ve bilim adamlarını akşam yemeklerine davet eder, ülke meselelerinden bahseder, onları çok güzel ağırlardı.</p>
<p>Özel hayatında büyük bir sadelik içinde yaşayan Atatürk, sahip olduğu bu üstün ahlak özelliğini göstermek için birçok çocuğun hamiliğini üstlenmiş, birçoğunu da manevi evlat olarak kendine seçmişti. Atatürk&#8217;ün manevi evlatları, Afet İnan, Sabiha Gökçen, Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra, Mustafa, Abdurrahim, İhsan&#8217;dır.</p>
<p>Bir ulusu yok olma tehlikesinden kurtaran Atatürk, insanların küçük görülmesinden hoşlanmaz, her kim olursa olsun, Allah&#8217;ın yarattığı bir kul olduğu için ona değer verilmesi gerektiğini düşünürdü. Milletinin ayrı ayrı her evladına kıymet verir, herkesin de birbirine aynı değeri vermesini isterdi. İnsanları küçük düşürecek tavırlar, alay ve lakap takma gibi çirkin ahlak özelliklerini hiç sevmezdi.</p>
<p>Karşısındaki insanı küçük görme ve ona alçaltıcı lakaplar takmanın İslam ahlakında da çirkin karşılanan bir tavır olduğunu bilen Atatürk, o dönemde kentlerde yaşayıp da köylüleri küçük gören vatandaşlara, şiddetle karşı çıkmış, köylüyü küçük gören, onların cahil, anlayışsız ve kaba olduğunu savunanlara ve birbirlerine hakaret kastiyle &#8220;köylü gibisin&#8221; diyen kişilere, &#8220;Türkiye&#8217;nin gerçek sahibi ve efendisi köylüdür&#8221; diye karşılık vermiştir. Köylünün layık olduğu değeri göstermek için de gittiği yerlerde bu sözünü tekrarlamıştır.</p>
<p>Ahlakının temelini İslam ahlakı üzerine kurmuş olan Atatürk&#8217;ün bu ahlakı yine Kuran&#8217;ın öğretisi ile çok mutabıktır. Zira Hucurat Suresi&#8217;nin 11. ayetinde Allah, alay, lakap takma ve küçük düşürmenin çirkin özellikler olduğunu bildirmiş, bir ayetinde şöyle buyurmuştur:</p>
<p><strong>&#8220;Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi &#8216;olmadık-kötü lakaplarla&#8217; çağırmayın.&#8221; (Hucurat Suresi, 11)</strong></p>
<p>Atatürk, güzel ahlaklı olduğu kadar aynı zamanda çok ince düşünceli bir insandı. Neşeli, nüktedan yapısı ve keskin zekası ile açıkları kapatır, kimsenin utanacağı bir duruma düşmesini istemezdi. Bir ülkenin Kralının katıldığı yemekli bir davette gelişen bir olay onun güzel ahlakını yine ön plana çıkarmıştı. Atatürk&#8217;ün bu olay esnasında gösterdiği ince davranışı şöyle anlatılmıştır:</p>
<p>&#8220;Yemek sırasında garsonlardan biri, fazla heyecanlandığı için mi nedir, elindeki büyük porselen tabakla yere yuvarlandı. Sofradakiler utanç içinde önlerine baktıkları bir anda Atatürk sanki hiçbir şey olmamış gibi Kral&#8217;a doğru eğilerek : Bu millete herşeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim. diye hem meseleyi kapattı, hem de ortalığı neşeye boğdu. Garsona da &#8216;vazifene devam et! Emrini verdi.</p>
<p>Türk Milleti&#8217;ne bizzat ahlakıyla örnek olmuş Atatürk, gerek devlet yönetimi, gerekse yapmış olduğu reformlarla halkın da güzel ahlakı yaşaması için bir çok tedbir almıştır. Şimdi bu konuları sırasıyla inceleyelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/ataturkun-ahlaki-kimligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk’e Göre Ahlak Güzelliğinin Önemi</title>
		<link>http://www.ataturke.com/ataturk%e2%80%99e-gore-ahlak-guzelliginin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/ataturk%e2%80%99e-gore-ahlak-guzelliginin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 02:20:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk’e Göre Ahlak Güzelliğinin Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/ataturk%e2%80%99e-gore-ahlak-guzelliginin-onemi.html</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk’e Göre Ahlak Güzelliğinin Önemi
Şanlı bir geçmişe sahip olan milletlerin arkalarında tarih boyunca her zaman, üstün yetenekli ve çok yönlü liderler olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk de askeri ve siyasi olarak &#8220;sorumluluk alma&#8221; &#8220;sahiplenme&#8221;, &#8220;fikir ve siyaset adamlığı&#8221; gibi özellikleri ile eşsiz bir liderdi.
Bugüne kadar pek çok kimse Atatürk&#8217;ün, başarılı liderlik özelliklerinin ardında, onun, yalnızca karizmatik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">Atatürk’e Göre Ahlak Güzelliğinin Önemi</span></h1>
<p>Şanlı bir geçmişe sahip olan milletlerin arkalarında tarih boyunca her zaman, üstün yetenekli ve çok yönlü liderler olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk de askeri ve siyasi olarak &#8220;sorumluluk alma&#8221; &#8220;sahiplenme&#8221;, &#8220;fikir ve siyaset adamlığı&#8221; gibi özellikleri ile eşsiz bir liderdi.</p>
<p>Bugüne kadar pek çok kimse Atatürk&#8217;ün, başarılı liderlik özelliklerinin ardında, onun, yalnızca karizmatik kişiliği, yeteneği, zekası, karar verebilme gücü ve kendine olan güveni gibi özelliklerini aramıştır. Elbette Atatürk&#8217;ün başarısında bu dahiyane özelliklerin çok büyük katkısı vardır. Ancak Türkiye&#8217;nin &#8216;uzun soluklu&#8217; liderinin başarısının ardındaki sırrı öğrenmek için asıl onun ahlaki özelliklerinin değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün hayatı, incelenecek olursa elde ettiği başarının onun ahlak güzelliğiyle son derece bağlantılı olduğu görülecektir. Atatürk, çöken bir imparatorluğun ardından, milletin bağımsızlığının tehlikeye girdiğini sezinlemiş ve bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için pek çok fedakarlıkta bulunmuştur.</p>
<p>Şu, göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır ki, Mustafa Kemal&#8217;in vatanı ve milleti için yaptığı tüm fedakarlıklar, onun inançlı yapısı sonucu ortaya çıkan güzel ahlak özellikleridir. Güzel ahlakın kökeni ise dine dayanır. Dini değerlere inanmayan, vicdanı ile hareket etmeyen bir insanın, tehlike altında olan vatanını ve milletini kurtarmayı düşünmesi, gelecek nesil için canını bile severek ortaya koyması mümkün değildir. Peygamberimiz Hazreti Muhammed, &#8220;Müminler arasında imanca en kâmil olanı, ahlakça en güzel olanıdır&#8221;5 buyurmuştur. Peygamberimiz (sav)&#8217;in bu sözü, Mustafa Kemal&#8217;in üstün ahlakının din ahlakına olan bağlılığından kaynaklandığının en güzel örneklerden birini teşkil eder.</p>
<p>Bir milleti birbirine kenetleyen en önemli bağ güzel ahlaktır. Toplumu oluşturan fertlerin güzel ahlaklı olması, toplumun genelini etkilediği gibi, sevgi, saygı, dürüstlük, fedakarlık, gibi ahlaki değerlerin yaşanması toplumu, her geçen gün daha da güçlü bir hale getirecektir. Ahlaki değerlerini ön planda tutmayı yaşam biçimi haline getiren insanlardan oluşan toplumda her zaman birlik, beraberlik ve dayanışma olur.</p>
<p>Güzel ahlakın bilinmediği toplumları ise, ahlaki dejenerasyon, içten içe kemiren korkunç bir hastalık gibi sarar. Sevgi, saygı, dürüstlük, fedakarlık yerine, çıkarcı ve egoist bir yapı hakim olur. Başka bir deyişle din ahlakının olmadığı yerde güzel ahlak da yoktur. Çünkü bir insanın güzel ahlaklı olmasını sağlayan Allah korkusu ve Allah sevgisidir. Ahlaki yapısı bozulan toplumlar eninde sonunda çökmeye mahkum olurlar. Tarihe baktığımızda bunun birçok örneğini görmek mümkündür.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün, Türk Milleti&#8217;ne yol olarak gösterdiği Kuran ahlakı toplumda yaygınlaştığı zaman ise, yardımlaşma, adalet, fedakarlık, hoşgörü, dürüstlük gibi değerler daha fazla yaşanacak, toplumun fertleri dayanışma içinde daha da güçlü bir yapıya doğru ilerleyecektir. Yardımlaşma ve işbirliğinin olduğu toplumumuzda &#8220;birlikten kuvvet doğacak&#8221;, yurdumuz dünya ülkeleri arasında hak ettiği yeri alacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/ataturk%e2%80%99e-gore-ahlak-guzelliginin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Askeri &#8211; Politik Dehası  ve İleri Görüşlülüğü</title>
		<link>http://www.ataturke.com/ataturkun-askeri-politik-dehasi-ve-ileri-goruslulugu.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/ataturkun-askeri-politik-dehasi-ve-ileri-goruslulugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 02:11:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Askeri-Politik Dehası Ve İleri Görüşlülüğü]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1327</guid>
		<description><![CDATA[
Atatürk&#8217;ün Askeri-Politik Dehası
Ve İleri Görüşlülüğü
Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün askeri dehasının yanında bir diğer önemli vasfı, dünya siyasetine vakıf bir lider olmasıydı. Dünya üzerindeki politik gelişmeleri çok yakından takip ediyor ve her konuda son derece isabetli tahliller yapıyordu. Siyasi konulardaki öngörüleri, onun bu ileri görüşlülüğünü tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Vefatının üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçmesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center">
<h2><span style="text-decoration: underline;">Atatürk&#8217;ün Askeri-Politik Dehası</span></h2>
<h2><span style="text-decoration: underline;">Ve İleri Görüşlülüğü</span></h2>
<p>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün askeri dehasının yanında bir diğer önemli vasfı, dünya siyasetine vakıf bir lider olmasıydı. Dünya üzerindeki politik gelişmeleri çok yakından takip ediyor ve her konuda son derece isabetli tahliller yapıyordu. Siyasi konulardaki öngörüleri, onun bu ileri görüşlülüğünü tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Vefatının üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen, onun söylediklerinin birer birer gerçekleşiyor olması, bu açıdan son derece önemlidir. Bu konuyla ilgili bir örnek Atatürk ile Amerikan generali MacArthur arasında geçen bir görüşmedir:</p>
<p>Son harbin kahramanı ve Japonya fatihi General MacArthur 1932 yılında Türkiye&#8217;yi ziyaret etmişti. Bu vesile ile, Türkiye&#8217;nin lideri ve reformcusu Atatürk ile tanışma fırsatı da kendisine verilmiş oldu. Her iki büyük asker karşılaştıkları anda birbirlerine karşı büyük yakınlık duydular. Sıcak bir atmosfer ve samimiyet içinde devam eden bu uyumlu görüşme esnasında; dünya konularına temasla; hem ümit, hem korku dolu olarak gelecek hakkındaki düşüncelerini ifade ettiler.</p>
<p>Atatürk, Avrupa&#8217;nın durumu konusunda MacArthur&#8217;un sorusunu şöyle yanıtlamıştı:</p>
<p>Versailles Anlaşması, 1. Dünya Savaşı nedenlerinden hiçbirini kaldırmamıştır. Tersine, dünün başlıca düşmanları arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirmiştir. Galipler, yenilenlere barış koşullarını zorla onaylatırken bu ülkelerin etnik, jeopolitik ve ekonomik özelliklerini görmemiş, yalnızca düşmanlık duygularıyla girişimlerde bulunmuşlardır. Böylece bugün içinde bulunduğumuz barış dönemi sadece &#8220;silahları bırakma&#8221; olmuştur. Eğer siz Amerikalılar, Avrupa işleriyle uğraşmaktan caymasaydınız, bu &#8220;silahları bırakma&#8221; dönemi uzar ve bir gün barışa varılabilirdi.</p>
<p>Bence, dün olduğu gibi, yarın da Avrupa&#8217;nın geleceği, Almanya&#8217;nın davranışlarına bağlı görünüyor. Büyük bir dinamizme sahip olan 70 milyonluk çalışkan ve disiplinli bir millet, ulusal tutkularını kamçılayacak bir siyasal akıma kendilerini kaptıracak olursa, Versay Sözleşmesi&#8217;ni ortadan kaldıracaktır.&#8221;</p>
<p>Atatürk, &#8220;<em>Almanya&#8217;nın çok kısa sürede, İngiltere ve Rusya dışında bütün Avrupa&#8217;yı egemenliği altına alacak güçte ordu kurabileceğini, savaşın en geç 1940-45 yıllarında patlayacağını, Fransa&#8217;nın güçlü bir ordu kurma yeteneğini yitirdiğini ve İngiltere&#8217;nin adalarını korumak için Fransa&#8217;ya güvenemeyeceğin</em>i&#8221;52 söylemiş, bu tahminler ilerleyen yıllarda aynen gerçekleşmiştir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün İtalya konusundaki görüşü ise şöyledir :</p>
<p>İtalya, Mussolini&#8217;nin yönetiminde unutulmayacak aşamalar yapmıştır. Eğer Mussolini, gelecekteki savaşın dışında kalabilmek başarısını gösterebilirse, barış masasına güçlü bir devlet olarak oturabilir. Ama korkarım ki, <strong>İtalya&#8217;nın bugünkü lideri Sezar rolünü oynamaktan kendini alamayacaktır. Bu da İtalya&#8217;nın askeri bir gücü olmadığını hemen ortaya çıkaracaktır</strong>.</p>
<p>İtalya hakkındaki bu tahmin de doğru çıkmış, Mussolini&#8217;nin ordularının hiç de güçlü olmadığı II. Dünya Savaşı&#8217;nın ilk yıllarında açıkça ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Atatürk, General MacArthur ile yaptığı konuşmada, Amerika&#8217;nın geçen savaşta olduğu gibi tarafsız kalamayacağını ve savaşa katılmasıyla Almanya&#8217;nın yenileceğini de belirterek, sözlerini Sovyet ve Japon tehlikelerine dikkat çekerek şöyle sürdürmüştür :</p>
<p>Avrupa&#8217;da çıkacak savaşı kazanan ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya olacaktır. Savaşı Bolşevik Rusya kazanacaktır. Rusya&#8217;nın yakın komşusu ve onlarla en çok savaşmış bir ulus olarak biz Türkler, oradaki olayları yakından izliyoruz. Tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan doğu halklarının duygularını pek güzel kullanan, onları okşayan ve kinlerini dile getirmesini bilen <strong>Bolşevikler, yalnız Avrupa&#8217;ya değil, Asya&#8217;ya da gözdağı veren bir güç haline gelmektedir</strong>.</p>
<p>Avrupa devlet adamları başlıca anlaşmazlık konularını her türlü bencillikten uzak, yalnızca genel çıkarlar yönünden ele almazlarsa, korkarım ki, felaket önlenemeyecektir. Avrupa&#8217;nın sorunu artık İngiltere, Fransa ve Almanya arasındaki anlaşmazlık değildir.</p>
<p>Bugün Avrupa&#8217;nın doğusunda bütün uygarlığı, üstelik insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddi ve manevi olanaklarını topluca, bir dünya devrimi için seferber eden bu korkunç güç, üstelik Avrupa ve Amerikalıların bilmedikleri yepyeni politika yöntemleri uygulamakta ve karşıtlarının en küçük hatalarından bile yararlanmaktadır. <strong>Kanaatime göre Avrupa&#8217;da çıkacak bir harp, hemen Asya&#8217;ya sıçrayacak ve Japonya, Asya üzerindeki arzuları için lüzumsuz kahramanlıklara kalkışacaktır.</strong></p>
<p>II. Dünya Savaşı, tam da Atatürk&#8217;ün 1932 yılındaki bu analizine göre gelişmiş, Avrupa&#8217;daki savaşın en büyük galibi, Almanya&#8217;nın yenilgisinde en büyük pay sahibi olan Sovyet Rusya  olmuştur. Bunun ardından Sovyet Rusya tüm Doğu Avrupa ve Orta Asya üzerinde hakimiyet kurmuştur. Japonya ise tam Atatürk&#8217;ün öngördüğü gibi &#8220;Asya üzerindeki arzuları için lüzumsuz kahramanlıklara kalkışmış&#8221;, Çin&#8217;i işgal etmiş, ardından Pasifik&#8217;te yayılmaya çalışmıştır.</p>
<p>Yukarıda alıntı olarak aktardığımız bu sözleri, Türk Milleti&#8217;ne modern Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni hediye eden Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün dünya politikasını ve dünya üzerindeki siyasi gelişmeleri çok yakından takip eden ve son derece isabetli tahliller yapıp değerlendirebilen büyük bir devlet adamı olduğunu da ortaya koymaktadır. Atatürk Almanya&#8217;nın ve İtalya&#8217;nın 2. Dünya Savaşları&#8217;ndaki rolünü, Rusya&#8217;nın kazanacağı gücü yüzde yüz isabetle tahmin etmiş, önlem alınmazsa savaşın kaçınılmaz olacağını ortaya koymuştur.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün gerek Türkiye, gerekse dünyaya ilişkin yargıları hep doğru çıkmıştır. <em>Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk</em> adlı eserde Atatürk&#8217;ün bu yönü şu şekilde anlatılır:</p>
<p>&#8230; Birinci Dünya Savaşı&#8217;nı kaybedeceğimiz, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın çıkacağı, Kral Edward&#8217;ın Madam Simpson için tahtından ayrılacağı, Mussolini&#8217;nin halkı tarafından linç edileceği, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nda Romanya&#8217;nın kaderi, Hatay konusunda Fransa&#8217;nın tutumu hep doğru tahmin ettiği olaylardır&#8230; Özellikle uluslararası ilişkilerde belirginleşen bu ileri görüşlülük 1935 yılında Gladys Baker&#8217;ın ağzından aktarılan şu öyküde iyice vurgulanır:</p>
<p>&#8220;Savaş çıktığı takdirde Amerika tarafsızlık siyasetini koruyabilecek mi?&#8221;  &#8220;Olanak yok&#8221; dedi. &#8220;Olanak yok. Eğer savaş çıkarsa, Amerika&#8217;nın milletler topluluğunda işgal ettiği yüksek durumu herhalde etkili olacaktır. Coğrafi durumları ne olursa olsun, milletler birbirlerine birçok bağlarla bağlıdırlar.&#8221;</p>
<p>Atatürk Kurtuluş Savaşı sırasında yaptığı tahminlerle de çok iyi bir komutan olduğunu, ileri görüşlülüğünü ve üstün askeri bilgisini ortaya koyuyordu. Yunus Nadi&#8217;nin aktardığı aşağıdaki olay onun, düşmanını ne kadar iyi tanıdığını da ortaya koymaktadır:</p>
<p>Sakarya Muharebesi&#8217;nden sonraydı. Erkan-ı harp zabiti cepheden alınan malumatı Başkumandan Müşir Gaze Mustafa Kemal&#8217;e okuyordu. Malumat meyanında cephe kumandanlarından birinin Seyit Gaze veya Döker&#8217;in bilmem ne kadar şark veya şimalinde bir düşman fırkası görüldüğünden bahsediyordu. Paşa kaşlarını çatarak, &#8220;Hayır, orada düşman fırkası olamaz ve yoktur. Yazınız, iyi baksınlar!&#8221; dedi. Erkan-ı harp zabiti gittikten sonra orada iki saat daha kaldı. Biz öğle yemeği yerken, zabit tekrar geldi. &#8220;Haber aldım, filhakika (gerçekten) orada düşman fırkası yokmuş efendim&#8221; dedi. Cephedeki kumandan gözle görülen bir düşman fırkasından bahsederken, Gazi Paşa, altı yüz kilometre uzaktan orada düşman fırkası olmadığını görüyor ve ihtar ediyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/ataturkun-askeri-politik-dehasi-ve-ileri-goruslulugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Cesur Bir Askerdi</title>
		<link>http://www.ataturke.com/mustafa-kemal-cesur-bir-askerdi.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/mustafa-kemal-cesur-bir-askerdi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 02:07:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anı]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1324</guid>
		<description><![CDATA[ Mustafa Kemal Cesur Bir Askerdi

Mustafa Kemal cesur, atak, isabetli kararlar alan ve hiçbir zorluk karşısında yılmayan, son derece kararlı bir askerdi. Özellikle de savaş alanlarındaki davranış ve konuşmaları onun bu üstün özelliklerini kanıtlardı. Bu güçlü karakteri onunla birlikte savaşan ve onu yakından tanıyan insanlar üzerinde çok büyük bir etki meydana getiriyordu. Onunla tanışan yabancı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="text-decoration: underline;"> Mustafa Kemal Cesur Bir Askerdi</span></h2>
<h2></h2>
<p>Mustafa Kemal cesur, atak, isabetli kararlar alan ve hiçbir zorluk karşısında yılmayan, son derece kararlı bir askerdi. Özellikle de savaş alanlarındaki davranış ve konuşmaları onun bu üstün özelliklerini kanıtlardı. Bu güçlü karakteri onunla birlikte savaşan ve onu yakından tanıyan insanlar üzerinde çok büyük bir etki meydana getiriyordu. Onunla tanışan yabancı siyasetçi ve gazeteciler kendisine hayran kalıyorlardı. Onun cesaretini tarif etmek için binlerce hatıra anlatmak ve binlerce örnek vermek mümkündür. Ancak aşağıda aktaracağımız birkaç örnek bu cesaretin boyutlarını anlamak için yeterlidir:</p>
<p>Mustafa Kemal her zaman ateş altında dolaşıyordu. Askerlerin maruz kaldığı her türlü tehlikeyi paylaştığı, etrafında yüzlerce insan öldüğü halde ona birşey olmuyordu. Bir seferinde yeni kazılan bir siperin önünde otururken, bir İngiliz bataryası üstlerine ateş açtı. Top menzilini bulmaya çalışırken, gülleler de gittikçe yaklaşıyordu. Vurulması, matematiksel bir kesinlik arz ediyordu. Yanındakiler sipere girmesi için yalvarmaya başlamışlardı. O;</p>
<p>-Hayır, diye itiraz ediyordu. Sipere gizlenecek olursam, askerlerime kötü bir misal olurum. Geride siperde bulunanlar korku ve hayretle kendisini seyrederken, o sigarasını yakmış, hiçbir şey yokmuşçasına gayet sakin konuşuyordu. Düşman topçusu menzili biraz daha yaklaştırdı. Patlayan şarapnel yağmuru altında üstü başı toz içinde kaldığı halde, Mustafa Kemal&#8217;e bir şey olmamıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/mustafa-kemal-cesur-bir-askerdi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek Atatürkçülük</title>
		<link>http://www.ataturke.com/gercek-ataturkculuk-2.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/gercek-ataturkculuk-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 02:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1322</guid>
		<description><![CDATA[ Gerçek Atatürkçülük 

Atatürk&#8217;ün kurduğu Cumhuriyet&#8217;in yılmaz bekçileri olarak, O&#8217;nun mirasını gereği gibi taşıyabilmek için, &#8220;Gerçek Atatürkçülük&#8221;ün nasıl olması gerektiğini doğru kavramak gerekir. Bu önemli gerçeğin kavranması bilinçli her Türk ferdi için büyük bir vazife ve sorumluluktur.
Bir kısım ideolojik çevreler ve karanlık çıkar odakları Atatürk&#8217;ü ve Atatürkçülüğü gerçek kimliğinden uzaklaştırmak arzusundadırlar. Bu suretle, Ulu Önder&#8217;in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"> Gerçek Atatürkçülük </span></h2>
<h2></h2>
<p>Atatürk&#8217;ün kurduğu Cumhuriyet&#8217;in yılmaz bekçileri olarak, O&#8217;nun mirasını gereği gibi taşıyabilmek için, &#8220;Gerçek Atatürkçülük&#8221;ün nasıl olması gerektiğini doğru kavramak gerekir. Bu önemli gerçeğin kavranması bilinçli her Türk ferdi için büyük bir vazife ve sorumluluktur.<br />
Bir kısım ideolojik çevreler ve karanlık çıkar odakları Atatürk&#8217;ü ve Atatürkçülüğü gerçek kimliğinden uzaklaştırmak arzusundadırlar. Bu suretle, Ulu Önder&#8217;in Türk halkı üzerindeki derin sevgi ve saygısını, yol gösterici ve örnek teşkil edici özelliğini istismar ederek, kendi çıkar ve beklentileri doğrultusunda kasıtlı olarak çarpıtılmış bir Atatürk imajı çizmeye çalışmaktadırlar. Bu büyük zatın manevi şahsiyetini kendi karanlık emelleri yönünde kullanmak istemektedirler.<br />
Söz konusu çevrelerin bu konudaki ısrarlı çabaları o kadar ileri boyutlara varmıştır ki Atatürk güya dine karşı, komünist ve materyalist biri olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Dahası, Atatürk&#8217;ün materyalist olduğu savunulurken, dindar olmakla Atatürkçü olmak adeta bütünüyle birbirine zıt kavramlar olarak öne sürülmüştür.<br />
Sinsi odakların bu gibi oyunlarına gelmemek için, tutulması gereken en doğru ve gerçeklere ulaşmadaki en kestirme yol, Atatürk&#8217;ü ve onun gösterdiği yolu güvenilir kaynaklardan tanımaktır. Atatürk&#8217;ün Yüce Türk Milleti&#8217;ne yol gösteren ilke ve düşünceleri, gerek kendi sözlerinden gerekse kendisini yakından tanıyan ve sağlığına yetişmiş olan kimseler tarafından bizlere ulaşmıştır.<br />
Her şeyden önce şu gerçek çok iyi bilinmelidir ki, koyu bir Türk milliyetçisi ve samimi bir Müslüman olan Atatürk, milli mücadelenin her safhasında komünizm ve materyalizm gibi safsataların karşısında yer almıştır.<br />
Güvenilir kaynaklardan da açıkça anlaşıldığı üzere Atatürk, çağdaş ve medeni bir kişiliğe sahip, aynı zamanda da milli kültürüne sıkı sıkıya bağlı, sade ve samimi bir dindar, özünden hiçbir zaman taviz vermeyen, gerçek bir Osmanlı beyefendisiydi.<br />
İşte bu kitabın amacı da, Atatürk&#8217;ü bu yönleriyle tanıtmaktır. Türk insanını Atatürk&#8217;ün gerçek kişiliği ve görüşleri hakkında bilinçlendirmek ve &#8220;Gerçek Atatürkçülük&#8221;ü hatırlatmaktır. Aynı zamanda Atatürk&#8217;ün ve onun ilkelerinin en yakın takipçisi ve koruyucusu olan Türk ordusunun üstün şeciye ve karakterini, &#8220;Gerçek Atatürçülük&#8221;ün günümüzdeki en güzel ve canlı örneği olarak gözler önüne sermektir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/gercek-ataturkculuk-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Yöneticilik Yılları (1911 &#8211; 1919)</title>
		<link>http://www.ataturke.com/ataturkun-yoneticilik-yillari-1911-1919.html</link>
		<comments>http://www.ataturke.com/ataturkun-yoneticilik-yillari-1911-1919.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 02:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün yöneticilik yılları]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturke.com/?p=1319</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün Yöneticilik Yılları (1911 &#8211; 1919)
Yöneticilik yılları (1911 &#8211; 1919)  [değiştir]1911 yılında İtalyanların Trablusgarp&#8217;a hücumu ile başlayan Trablusgarp Savaşı&#8217;nda, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911&#8242;de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı&#8217;nı kazandı. 6 Mart 1912&#8242;de Derne Komutanlığına getirildi.
Grafik zaman çizelgesi bulunmaktadır:
Yönetici YıllarıEkim 1912&#8242;de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">Atatürk&#8217;ün Yöneticilik Yılları (1911 &#8211; 1919)</span></h2>
<p>Yöneticilik yılları (1911 &#8211; 1919)  [değiştir]1911 yılında İtalyanların Trablusgarp&#8217;a hücumu ile başlayan Trablusgarp Savaşı&#8217;nda, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911&#8242;de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı&#8217;nı kazandı. 6 Mart 1912&#8242;de Derne Komutanlığına getirildi.</p>
<p>Grafik zaman çizelgesi bulunmaktadır:<br />
Yönetici YıllarıEkim 1912&#8242;de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır&#8217;daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne&#8217;nin geri alınışında önemli hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Hayatının ilk aşk ilişkisini de burada, bir Bulgar kızı ile yaşadı. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915&#8242;te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı Devleti de savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümen&#8217;i kurmak üzere Tekirdağ&#8217;da görevlendirildi.</p>
<p>1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı&#8217;nda, Mustafa Kemal Çanakkale&#8217;de bir Türk savaş kahramanı oldu ve &#8220;Çanakkale geçilmez!&#8221; sözü burada doğdu. 18 Mart 1915&#8242;te Çanakkale Boğazı&#8217;nı geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası&#8217;na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915&#8242;te Arıburnu&#8217;na çıkan düşman kuvvetlerini, Liman Von Sanders yönetiminde Mustafa Kemal&#8217;in komuta ettiği 19. Tümen, Conkbayırı&#8217;nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915&#8242;te Arıburnu&#8217;nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos&#8217;ta Anafartalar Zaferi&#8217;ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos&#8217;ta Kireçtepe ve 21 Ağustos&#8217;ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Çanakkale Savaşı&#8217;nda Osmanlı Devleti&#8217;nin verdiği kayıplar üzerinde hem fikir olunamamışsa da, Osmanlı büyük kayıplar vererek saldırıyı püskürtmüştür.</p>
<p>Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı yıllarında.Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları&#8217;dan sonra 1916&#8242;da Edirne ve Diyarbakır&#8217;da görev aldı. 1 Nisan 1916&#8242;da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis&#8217;in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep&#8217;teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917&#8242;de İstanbul&#8217;a geldi. Veliaht Vahidettin Efendi&#8217;yle Almanya&#8217;ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana&#8217;ya ve Karisbad&#8217;a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918&#8242;de Halep&#8217;e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918&#8242;de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı&#8217;na getirildi. Daha sonra bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918&#8242;de İstanbul&#8217;a gelip Harbiye Nezâreti&#8217;nde (Bakanlığında) göreve başladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturke.com/ataturkun-yoneticilik-yillari-1911-1919.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
